21 Nisan 2012 Cumartesi

Doğu’da görev yapan bir doktorun mektubu


(S. Hakyemez, elektronik postayla gönderdiği yazısında bir gerçeği ifade ediyor.)

BURAYA ilk gelince insan önce bir şeyler başarmak istiyor ve bütün olanaklarını zorluyor. Ancak bir süre sonra bütün isteğini kaybedip “Ben burada ne arıyorum?” diye sorgulamaya başlıyor. Malzeme temini yerel firmaların kontrolünde (ki hepsi siyasilerin). Hastane yönetimlerine baskı had safhada. Siyasiler hastane üzerinden resmen devleti soyuyorlar. 1’e mal olanı 4’e satıyorlar.
İnsanlar doktorlara karşı büyük bir öfkeye sahip. Geldiğimden beri darp edilmeyen arkadaşım kalmadı.
Burada halk aşırı şımartılmış. İnsanların işini halletmeyince ya kaymakama gidiyor, ya da “Ben PKK’lıyım, seni vururum” diye tehdit ediliyoruz. Can ve mal güvenliğimiz sıfır. Kimse vergi vermiyor, elektrik-su vb. faturalar ödenmiyor.
Herkese ayda 150 TL çocuk parası (ki çocuk başına), çocuk ultrasonda görüldüğü andan itibaren de mama ve bez parası ödeniyor.
Okula giden her çocuğa devlet harçlık veriyor, harçlık gecikince anneler okulu basıp çocukları okuldan almakla tehdit ediyor.
O çocuklar ne yapıyor peki? Üzerlerinde üniformaları, ellerinde PKK bayrakları ile DTP mitingine gidiyor. Herkese, eksin ya da ekmesin, toprak yardımı yapılıyor (ki zaten kimse ekmiyor ya).
Bu yardımda sadece beyana
bakıyorlar. Adam 5’i 50 yazdırabiliyor. Van’da dağıtılan paraya bakınca, göl bile tarım arazisine sayılsa
az gelir. Her cuma kaymakamlık elden nakdi para dağıtıyor.
Buralarda tek vergi verenler devlet memurları... İnsan içinden ve de dışından lanetler okuyor.  
(Bu yazıyı herkese dağıtın, bilinsin. Neden terör de bitmiyor daha iyi anlaşılır sanırım. Terör biterse bu insanlar çalışmak zorunda kalabilir, devlet denetimini daha iyi yapabilir... İsterler mi bu rantın bitmesini!)
Sevgiyle kalın!

Teğet ve eksen kayması

BİLİNDİĞİ gibi son ekonomik kriz döneminde sayın Başbakanımız devamlı kriz bize teğet geçti diyerek Türkiye’nin ve ülke insanının ekonomik açıdan etkilenmediğini savunmuş, özellikle de ücretli ve emekli insanımızdan, küçük ölçekli işletmelerden büyük tepki almıştı. Şimdi son İsrail ile yaşanan gerginlik ve arkasından gelen İran nükleer çalışmaları nedeni ile alınan BM kararına kullandığımız hayır (!) oyu ile Türkiye’nin ekseni kaydı tartışmalar bir anda gündeme geldi.
Bilindiği gibi geometride teğet daireye çizilir ve tek noktasından geçer. (Bu durumda elbette daire bizler oluyoruz!) Eğer son siyasi gelişmelerle ülkemizin ekseni kaydı ise o zaman biz ücretlilerin ve dar gelirlilerinde merkezi kaymış olmayacak mı? Bu durumda ekonomik açıdan merkezi değişen daireye çizilen teğet ne olur? Hemen söyleyelim kiriş... Kirişin daireyi iki
noktadan kesen ve içinden geçen doğruya dendiğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Demek ki gene ceremeyi biz çekeceğiz. Bunu önlemenin tek yolu ise Başbakan’ın elinden cetveli ve pergeli alarak önüne geldiği yere daire ve teğet çizmesini engellemek!     Kazım ÇİLOĞLU

Yöneticiler Gandi’yi bezdirecek mi

- CHP’de fedakârlığı hep oy verenler mi yapacak? Yöneticiler devamlı kafa karıştırıp, Gandi’yi bezdirecekler mi?
Musa AYVACI
- Gürsel Bey, il başkanı olurken aynı yolu izlemişti, niye tepki veriyor.
H. SAĞ
- Balon çok çabuk patladı.
Kazım GENÇ
- Önder Sav’ın acilen istifa edip partiden ayrılması gereklidir. Herkes hizipçi diye Deniz Baykal’ı suçluyordu. İşin özü belli oldu. Hizipçi Önder Sav’mış. Ali Cenan
BOZDAĞI

Vali beyimiz ne kaçak avlanan kefali, ne de götürülen kumu görüyor

BİR Anadolu aşığı olan ben ve eşim yıllardır fırsatımız ve imkânımız oldukça bu güzel ülkemizi adım adım gezeriz. Ama ne yazık ki pek de kıymetini bilmeyiz, bir dostumuz tatil için İngiltere’ye gitmişti ve daha önce Türkiye’ye gelmiş bir İngiliz’e Van’ı ve Van Gölü’nü hiç görmediğini söyleyince İngiliz, Van’ı ve civarını görmeden İngiltere’ye neden tatile geldiklerini anlayamadığını belirtmişti. Bu sene eşim ve ben zengin bitki florasına inanılmaz temiz havaya sahip Van, Erçiş ve Muradiye ilçelerinde gezdik. Gezdik fakat gördüklerimiz bizi hem üzdü hem de gelecek açısından ürküttü. Örneğin Muradiye’den geçen derelerde yumurtlama zamanı olduğu halde soyu koruma altına alınan ve bölgeye özgü inci kefali balığı göz göre göre Yalandüz, Balakçı ve Arnis köyü civarında geceleri kaçak olarak avlanıyor. Konuştuğumuz insanlar bu kaçak avlanmayı yapanların dere suyu azaldığı vakit bu kez de dere yataklarından kamyon-kamyon dere kumu çekerek sattıklarını belirttiler. Dere yataklarının bu şekilde bozulmasının en son İstanbul-Kurbağalıdere’de nelere yol açtığını görerek hep birlikte yaşadık. Bizim anlayamadığımız bu göz göre göre yapılan hukuksuzluğa bölgenin kaymakamı, kolluk kuvvetlerinin başındakilerin nasıl göz yumdukları... Bölge insanı devletin burada her zaman güçlü olduğunu, uçan kuştan haberi olduğunu söylüyorlar. Onların ve bizim de anlayamadığımız uçan kuştan haberi olan devletin kamyon-kamyon çalınan kumu ve avlanan balığı nasıl görmediği...
Sevinç ERGİNDER

İnşaatta ‘tünel kalıp sistemi’nden vazgeçmeliyiz

İKİ konuyu size aktarmak istiyorum:
- RUS, Kazak ve Azerilere karşılık anlaşması olmamasından dolayı bu ülke vatandaşlarına ülkemizde daire aldıklarında tapu veremiyoruz. Üç hafta önce Cumhurbaşkanımızla Kazakistan’a gittiğimizde kendisine direkt olarak söyledim. Şaşırdı, “Hayır” dedi. “Kazaklara, Azerilere tapu verilmesi lazım...” Yani sorunda sessiz kalınca en üst kademedekilerin de bilgisi olmuyor. Bu konuda gezide gündeme getirdiğim için Sayın Cumhurbaşkanımız Nazarbayev ile görüştü ve çalışmalar başladı.
- TÜNEL kalıp sistemi ile dar gelirli vatandaşlara çok ucuz konutların hızlı yapılmasını destekliyorum. İstanbul’da değerli arsalarda bu sistem ile proje yapılması ve bu konutları lüks konut diye tanıtılmasına karşıyım. Tünel kalıp yerine, yine hızlı inşaat sistemi olan ve bir çok ülkede kullanan konvansiyonel veya kayar kalıp ile inşaat yapılması teşvik etmeliyiz. Çünkü tünel kalıp şu anda bir çok ülkede terk edildi, hatta Almanya yasak. Isı, ses, uygulama vs.. Birçok problemler var. Mimari görüntüsü de iyi değil.
Tünel kalıbın birçok sıkıntısıyla 50 yıllık kullanım ömrü var. Kayar kalıp ile konvansiyonel sistemin en az 80-90 yıl kullanım ömrü var. Aslında ucuz görülen sistem zamana vurduğunuzda daha pahalıya geliyor. Veya tünel kalıp sistemi geliştirmek lazım. Ataşehir’de Meridyen projesi konvansiyonel ve TOKİ’nin en güzel projesi olacak. Dr. Can TÜRKELİ

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15008240.asp

Bu yazıyı okuduktan sonra kendi memleketimin bir ilçesinde bulunan bir köy okulunda kısa bir süreliğine öğretmenlik yaptığım günler geldi gözümün önüne. Ekleyecek pek bir şeyim yok çünkü her ne kadar meslek grubu olarak farklı olsak da yaşadığımız şey ayını...

3 yorum:

  1. Deveye sormuşlar boynun eğri diye nerem doğru ki demiş yani bak okudum tüm yazıları, hepsi bir başka yara:(TOKİ'ler bizim apartmanın çok yakınında o yüzden gözümle görüyorum bir şeye benzemediklerini, tam bir ucubeler, 30 yıl sonra neye benzerler tahayyül edemiyorum dökülürler resmen!! pkk'yı bu kadar şımartan akp ve bdp Allah belalarını versin! pkk ile savaşan orduyu içeri alıp, onları davul zurnayla dağdan indirirsen tepemize s....arlar böyle!!!

    YanıtlaSil
  2. Müjdeye aynen katılıyorum..Çoğu zaman bu tarz haberleri yazıları okumak istemiyorum, çünkü kafam allak bullak oluyor..:((

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle ikinize de katılıyorum ablalarım. Umut ediyorum ki bu millet silkinip kendine gelecektir ama inşallah o zaman iş işten geçmiş olmaz.

    YanıtlaSil